Ege, Akdeniz, Kibris, Ic Anadolu
1. İstanbul Gökçeada Küçükkuyu


Bu gezimde alacağım yollar kırmızı ile işaretlendi.

28 Agustos Pazartesi sabahı kalkıp eşyalarımı yükledim ve saat 11 gibi yola koyuldum. Ne yazık ki yola çıkarken hiç fotoğraf çekmemişim. Kilometrem 7450 ile 7500 arasında bir yerlerde idi. İlk durağım halamın kızı Şenay ablam da oldu. Marmara Ereğlisindeki yazlıklarında.

Marmara Ereğlisi'nden çıktım. Sonra hava karardı ve yolda yağmur yağmaya başladı. Görünürlüğümü arttırmak için fosforlu yeleğimi ve ıslanmamak için yağmur pantolonumu giymenin zamanı geldi.

Abi bir fotoğrafımı çeker misin? Yağmur da zaten bir hızlanıp yavaşlıyor.

Bir ara yağmur o kadar şiddetli yağdı ki korkmadım desem yalan. Bolayır civarları kovadan boşalırcasına yağan yaz yağmuruna denizden gelen fırtına eklendi. Sağ taraftan gelen rüzgar ile yolun bana ait olan şeridin 2 tarafında dans etmeye başladım. Yağmur neyse ama yan taraftan gelen şiddetli rüzgar yolda birikmiş su birikintisi içinde beni sörf yapmaya zorlayınca korkmadım değil. Gidiş geliş olan yolun karşı tarafından gelenlerin bakışları korkularımı doğru çıkartıyordu. Şansıma benzinci bulana kadar epey bir yol gitmek zorunda kaldım. Benzincide sığınan tek ben değildim. Bazı arabalar da benzinciye çekmiş görüşü dahi etkileyen sağanağın geçmesini bekliyorlardı.

İlk başta yağmurun şiddetinden dolayı Gelibolu da konaklamayı düşündüm ama hava sonra açınca Gökçeada'ya yelken açmaya karar verdim. Gideceğim ve kalacağım yerler çok kaba olarak belliydi. Geziye çıkmadan önce gideceğim ve kalacağım yerlere yolda karar vermeye karar vermiştim :) (Ne kadar kararlı bir karar). Eceabat ta beklerken motora meraklı balıkçılarla tanıştım, muhabbet ettik.

İşte Kabatepe'den Gökçeada ya giden feribot.

Katır(Motorumun ismi) ile feribota bindim.

Kabatepe'de limanında bekleyen balıkçı tekneleri.

Feribottan bir an.

Yol takribi 2 saat sürüyor. Kaleköy'de Şen Kamping'de kaldım. Boşta çadırları olduğu için kendi çadırımı kurmadan hazır kurulu olan yandaki büyük çadıra yerleştim. Ev ile daha sonra kuracağım kendi çadırım arasında yumuşak bir geçiş dönemi oldu böylece :). Akşam rakı balık yapıp (esas meze muhabbet eksil kaldı ya!!!) hem günün yorgunluğu hem de kendimi yarınki ada turuna saklamak için erken bir saatte yattım.

Gökçeada, Kaleköy limanı.

Kaleköy'e ismini veren Cenevizliler tarafından yapılmış kaleden bir görüntü.

Kaleköy'ün yanındaki koylar.

\"Zen ve motosiklet bakım sanatı\" nda motosikleti ile gezen(oğlu ile birlikte) Robert Pirsig bu kitabın devamı gibi yazdığı \"Lila\" da ise yolculuğuna denizde devam eder. Kısmet belki bir gün uzun bir yolculuktan sonra denizden devam etmek bana da kısmet olur :).

Zeytinliköy de madamın dibak kahvesini içmeden gitmek olmaz demişler. Ben de içtim. Yalnız madam yerine babası ve kocası olduğunu tahmin ettiğim kişiler vardı.

Zeytinliköy köy meydanı. Tam karşısıdaki sarı şemsiyenin olduğu yer Madamın dibek kahvesi.

Gökçeada Zeytinliköy'de bana doğru merakla gelen çocuk ve annesi.

Zeytinliköy'de sokakta muhabbet.

Gökçeada Zeytinliköy'de Rumca ve Türkçe yazılmış uyarı.

Zeytinliköy'de eski Rum kilisesi.

Tepeköy ve yolu

Tepeköy'deki Barbo Yorgo tavernası. Birden \"Burda içen isen köyün virajlı yollarından nasıl inip diğer yerlere ulaşır?\" sorusunu soran Sunay ı hatırlıyorum.

Dereköydeki çamaşırhane.

Dereköy köy meydanı. Belediyenin verdiği broşürde zamanında Türkiye'nin en kalabalık köyü olduğu yazılı idi ama elimdeki Türkiye Gezi rehberinden doğrulayamadım. Şimdi terkedilmiş bir köy havasında. Sadece 50 hane olduğu yazıyor. Köyün meydanında tanıştığım birisi köyün terkedilmesi ile ilgili eskiden köyün yakınında olan cezaevi ile bağlantılı kötü bir bir hikaye anlattı ama ben burdan yazmıyım...

Uğurlu Köyü yakınındaki Gizli Liman. Sahilin sonunda görülen burun Türkiye'nin en batı noktası olan İnce Burun.

Türkiye'nin en batı noktası İnce Burun.

Katır Gizli Liman sahilinde.

Gökçeada yolları.

Bu da fotoğrafçım :)

Aydıncık Kefaloz sahilinde paraşüt ile sörf yapmak için hazırlanan bir arkadaş.

Aydıncık (Kefaloz) sahilinde yüzen ve paraşüt ile sörf yapanlar.

Sörffffffff!!!

Sadece 7300 nüfusu varmış.

Ne güzel bir tabela...

Günbatımı. Adada tanıştığım Ender abiye uğrayıp kendi yapıp ikram ettiği müthiş kuru fasülye pilavı yedikten sonra çektiğim fotoğraf. Ortada daha ilerideki tepelik alan yandan bakıldığında sakallı bir insan portresine benziyormuş. Gerçekten de benziyor. Edremit in ordaki Atatürk e benzeyen tepe aklıma geldi hemen...

Ada'da tanıştığım İzmit'li Kenan. O da yalnız çıkmış yolculuğuna. Aynı kampta kaldık bir önceki gece muhabbet ettik. 30 Ağustos sabahı motorun zincirinden gelen seslerden dolayı Gökçeada sanayiye gittik. Zincirin pimlerinden biri kopmuş. Tamir edildikten sonra beraber Kabatepe'ye doğru yola koyulduk.

Hoşçakal Gökçeada.

Bir ara feribot epey sallanmaya başlayınca aşağı motorlarımızın yanına indik. Fırsat bu fırsat. Kenannn!!! çek bakalım bir poz :)

30 Ağustos günü Küçükkuyu'da Oba Kampingte çadır kurdum. Kenan Çanakkale'den Erdek'e doğru yola çıkmış ben de Küçükkuyu'ya inmiştim. Daha önümde uzunnn bir yol vardı.